Kanser ve tedavisi konusunda temel bilgiler.

Doçent doktor Özlem Er Doçent doktor Özlem Er

13 Kasım 2009 Cuma

KANSER ve TEDAVİSİ  KONUSUNDA TEMEL BİLGİLER


Doç Dr Özlem Er


Medikal Onkoloji Uzmanı 


Kanser önemi giderek artan bir sağlık ve yaşam sorunu durumundadır. Türkiye'de en sık görülen kanserler erkeklerde akciğer, prostat, kalın barsak, rektum, mide ve pankreas; kadınlarda meme, akciğer, kalın barsak, rektum, serviks, over, mide ve pankreas kanserleri olarak sıralanabilir.


Onkoloji, kanserden korunma, tarama, erken tanı ve kanserli hastaların tedavisini ve her aşamada izlemini  yapar. Kanser tanı ve tedavisinde ilgili bölümlerle işbirliği içinde bilimsel veriler doğrultusunda hastalara yaklaşım multidisipliner olarak planlanır.


Uygun tedavi kanserin türüne göre değişiklik göstermektedir. Kanserin hücre tipi, başladığı organa ve yayıldığı bölgeye bağlı  olarak tedavi planlanır. Tedavi, hastalığın tekrarlama riskini azaltmak amacıyla adjuvan, kitleyi operasyona uygun hale getirmek veya organ koruyucu amaçla neoadjuvan, ileri evre hastalıkta ise yaşam süresini uzatmak ve yaşam kalitesini artırmak amacıyla palyatif olarak uygulanır. Tedavi tek başına veya kombinasyon olarak uygulanabilir


Kanser tedavisinde geliştirilen hedefe yönelik tedaviler birçok kanser türünde etkili seçenekler olarak karşımıza çıkmakta. Meme kanseri, barsak kanseri, renal hücreli (böbrek) kanserler başta olmak üzere birçok kanserde hedefe yönelik tedaviler başarılı olarak uygulanmaktadır. Tüm kanserler ele alındığında erken tanı ve etkili tedavi yöntemlerinin gelişmesi ile 1980'li yıllarda 5 yıllık yaşam oranı yüzde 50  iken, 2000'li yılların başında  yüzde 66 olmuştur. Bu oran günümüzde daha da iyidir. Kemoterapiye duyarlı kanserleri ele aldığımızda 5 yıllık yaşam oranı testis kanserlerinde yüzde 96, meme kanserinde yüzde 89, hodgkin hastalığında yüzde 86, kolon kanserinde yüzde 65'tir.  
 


1- Kemoterapi fikri ilk ne zaman ortaya çıkmış? Dünyada kaç yıldır, Türkiye'de kaç yıldır uygulanmaktadır? 


Kimyasal maddelerin ilaç olarak uygulanması çok eski dönemlere dayanmaktadır. 10. yüzyılda bakır, arsenik tuzları, civa, alkol vb tıbbi amaçlarla kullanılmıştır. Kanser kemoterapisi amacıyla ilaç kullanımı 20. yüzyılın başında ilk olarak karşımıza çıkıyor. Mustard gazı 1. ve 2. dünya savaşında kullanılması sırasında beyaz kürelerde düşüklük yaptığı saptanarak hızlı çoğalan kanser hücrelerinde de benzer şekilde öldürücü özellik göstereceği düşünülmüştür. 1940lı yıllarda lenfomaların tedavisinde damar yoluyla uygulanarak  o günün koşullarında tedavide başarılı bir adım atılmıştır.Bu gelişme, kanserde etkili olabilecek diğer maddelerin araştırılmasına yol açmıştır. Günümüzde çok sayıda kemoterapötik ilaç geliştirilmiştir. Türkiyede de dünya ile paralel olarak bu alandaki gelişmeler izlenmekte ve etkili tedaviler uygulanmaktadır. 


2- Kemoterapinin amacı ve hedefi nedir?  


Kemoterapinin amacı, yapılarındaki bazı değişiklikler nedeniyle kontrolsuz büyüyen hücrelerin yok olmasını sağlamaktır. Hedef, hızlı çoğalan hücrelerin yapısını bozarak çoğalmalarını durdurmaktır. Çoğu durumda, farklı etki mekanizmaları olan birkaç ilaç birlikte verilerek kanser hücresinin öldürülmesi hedeflenir..  


3- Kemoterapinin 10 yıl öncesi ile günümüzdeki arasında ne gibi farklılık vardır? Gelişmeler nelerdir? 


Kemoterapi ilaçlarının 10 yıl öncesine göre sayıları artmıştır ve yan etkilerinin daha az olması için uygun destek tedavileri geliştirilmiştir. Ancak halen etki mekanizmaları gereği normal hücreleri de bir miktar etkileyerek istenmeyen yan etkilere neden olmaktadırlar. Kanser hücrelerinin taşıdığı ancak normal hücrelerde bulunmayan hedefleri belirleyerek etkinliği yüksek, yan etkisi az biyolojik tedaviler son 10 yılın kanser tedavisindeki en önemli gelişmeleridir.   


4- Her kanser türüne yönelik yeni ilaç var mı? Hangi kanserlerde yeni ilaç tedavileri daha başarılı? 


Kanser tedavisinde geliştirilen hedefe yönelik tedaviler birçok kanser türünde etkili seçenekler olarak karşımıza çıkmakta. Meme kanseri, barsak kanseri, renal hücreli (böbrek) kanserler başta olmak üzere birçok kanserde hedefe yönelik tedaviler başarılı olarak uygulanmaktadır. 


5- Yeni ilaç ve tedavi protokollerinin kanser türleri bazında sağkalım sürelerine etkisi ne olmuştur? 


Tüm kanserler ele alındığında erken tanı ve etkili tedavi yöntemlerinin gelişmesi ile 1980li yıllarda 5 yıllık yaşam oranı %50   iken 2000li yılların başında  %66   olmuştur. Bu oran günümüzde daha da iyidir.Kemoterapiye duyarlı kanserleri ele aldığımızda 5 yıllık yaşam oranı testis kanserlerinde %96, meme kanserinde %89, hodgkin hastalığında %86, kolon kanserinde %65tir.  


6- Kanserin erken tanısında neler yapılabilir?


Kanserin erken tanısı hem kişinin kendi sağlığına önem vermesi hem de uygun tarama protokollerinin geliştirilmesi ile başarılı olur. Herhangi bir yakınması olmayan insanların periodik olarak yaptıracakları sağlık kontrolleri ile kanserin erken tanısı mümkündür. Hayat kurtarıcı bir yaklaşım olması nedeniyle sağlıklı yaşam bilinci taşıyan her insan buna özen göstermelidir. Toplumda bu bilincin oluşturulması ise Sağlık Bakanlığı, sivil toplum kuruluşları, sağlık ve eğitimle ilgili her organizasyonun sorumluluğundadır.  


Kanserde erken tanı hastanın muayenesi ve amaca uygun tetkiklerin birlikte yapılması  ile sağlanır. Tarama testleri kolorektal (barsak) kanserler, serviks (rahim ağzı) kanseri ve özellikle kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanserinde erken tanıda yardımcıdır. Meme kanseri erken tanısı için tüm kadınlarda 40 yaşından itibaren doktor kontrolu ve mamografi yapılmasını öneriyoruz. Meme kanseri açısından risk faktörü taşıyanlarda tarama daha erken yaşlarda başlamalıdır. Serviks kanserinin erken tanısında papsmear testi cinsel aktivitenin başlaması ile düzenli aralıklarla yapılmalıdır. Kolorektal kanser erken tanısı için hem kadınlarda hem erkeklerde rektal tuşe, dışkıda gizli kan ve kolonoskopi tetkiklerine 50 yaşından itibaren başlanmalı ve düzenli aralıklarla devam edilmelidir. 


7- Erken tanı sayesinde tedavi başarısı hangi kanser türlerinde ne kadardır?


Erken tanı  ile meme kanseri başta olmak üzere serviks (rahim ağzı), endometrium (rahim), kolorektal (kalın barsak), prostat kanserlerinde hastalığı olmayan insanlardakine benzer normal yaşam süreleri ve kaliteli bir yaşam sağlanması mümkün olabilmektedir. Kanser tanı ve tedavisinin birçok alanı kapsayan multidisipliner bir yaklaşımın olduğu merkezlerde başarı şansı yüksektir. 


Doç Dr Özlem Er


Medikal Onkoloji Uzmanı 

YORUMLAR Yorum yapın

  • Naim AKYALÇIN (30 Eylül 2010, 11:45)

    Ege üniversitesine ekim-2010 tarihinde aşırı kabızlık nedeniyle gittim 3 ay önceden renduvu alarak gittiğim doktor bağırsaklarıma sigmoidoskopi yaptırdıktan sonra hiçbir söylemeden ameliyat dedi şunu söylemek istiyorum şunu söyle yap bunu böyle yap diye hiçbir öneride bulunmadı biz nasıl hersene doktora gidelim hiçbir yakınlık görmüyoruz.Özel hastanelere gidince daha iyi oluyor.
  • selçuk kubat (19 Kasım 2009, 21:23)

    ya benim derdim benim ciğerlerimden kan gelio boyzımdan oksuruncede neden bilmiorum da bişe söleyin olur mu doktora gittim bakmak yerine geldi bana tahlil yaptılar domuz giribi için adalet deil bu bence siz bi çare söleyin olur mu

YAZARIN DİĞER YAZILARI