Dr. Rıfat Rasier, Göze kaynak yapıyor

Dr. Rıfat Rasier, Göze kaynak yapıyor

Türk doktor Rıfat Rasier'in göze kaynak yapıp enfeksiyon riskini sıfıra indirdiği yöntem, katarakt ameliyatında çığır açtı.

Türk doktor Rıfat Rasier'in göze kaynak yapıp enfeksiyon riskini sıfıra indirdiği yöntem, katarakt ameliyatında çığır açtı. Dünya şimdi onun yöntemini öğreniyor 30 yaşındaki genç bilim adamı çift kişiliği olduğunu söylüyor. Laboratuvarda hatayı kabul etmiyor, müzik bile dinlemiyor. Dışarı çıkınca değişiyor ve sosyal hayata katılıyor

O yeni neslin en başarılı bilim insanlarından biri. Dr. Rıfat Rasier, katarakt ameliyatını kolaylaştıran bir yöntem geliştirdi. Yeni sistemde korneaya kaynak yapılıyor ve enfeksiyon riski sıfırlanıyor. Yöntem başarılı olursa, son dönemde katarakt ameliyatının ardından gözünü kaybeden hasta artık olmayacak. Tekniği anlatan İngilizce kitap, dünya genelinde satışa sunuldu. Sanayi Bakanlığı, 800 proje arasında birinci olan tekniğe, 100 bin Liralık devlet desteği verdi. Bu yöntem, Dr. Rıfat Rasier imzasıyla dünyanın göz alanında en saygın bilimsel dergilerinden biri olan Cornea Dergisi'nde yayımlandı. Bu buluşu ona 2010 Yılı Tıbbi Yenilik ve Buluşlar kategorisinde Türkiye'nin En Başarılı Genci ünvanını da kazandırdı. Tıpla mühendisliği birleştirdi. Hocası Prof. Dr. Halil Bahçecioğlu başarıları için, "Bu daha ne ki!" diyor. Herkes ondan çok daha fazlasını bekliyor.

Yeni dönemin genç ve yakışıklı bilim adamı Dr. Rıfat Rasier sorularımızı yanıtladı:
 Göze kaynak yapmak nerden aklınıza geldi? Bu ne işe yarayacak?
Göz içine mikrop geçişi, son zamanlarda gazete haberlerinde de okuduğumuz katarakt ameliyatı sonrası kör olmaya neden olan bir durum. Göze kaynak yapılması ile ameliyat sonrası gözün içine girmesi muhtemel olan mikrop geçişi önlenebilir. Böylece çok ciddi bir risk ortadan kaldırılmış olur.
 Yalnızca laboratuvarda mı sonuç alındı? İnsan üzerinde uygulamaya ne zaman geçilecek? Şu an Boğaziçi Üniversitesi laboratuvarlarında hayvan çalışmaları devam ediyor. Sonuçlar çok olumlu. Kesin sonuçlara geçmemiz gerekir ki bu sürede Ar-Ge çalışmalarına tüm hızla devam ediyoruz.

ÜÇ YIL ÇALIŞTIM
 Kaç yılda sonuç aldınız?
Bu yöntem üzerine çalışmaya 2007 yılında Boğaziçi Üniversitesi Biyomedikal Mühendisliği'nde yüksek lisans tezi olarak başladım. İlk baştaki deneylerin sonuçları gerçekten bu yöntemin hiç işe yaramayacağı bir görüntü çiziyordu. Çoğu kişiye göre boş bir zaman kaybı olarak gözüken deneylere hafta sonu dahil devam ettik. Sonuç; katarakt ameliyatı sonrası açılan yaralar iki saniyelik lazer tedavisi ile artık kapanıyordu.
 Bilimsel buluş yapmak için önce hayal etmek mi gerekiyor? Bu yöntemi nasıl hayal ettiniz?
Önce hayal etmek gerekmiyor, önce bilmek gerekiyor. Çünkü hayal gücü, bilginin üzerine eklenebilen bir şey. Bu deneylere başlamadan önce lazer ile ilişkili her şeyi öğrendik; lazerin yapılışı, işleyişi, etkileri... Sonra bu aletle daha neler yapabiliriz diye hayal ettik. Hayal gücümüzün sınırı yok ama deneyler zaman alıyor. Bundan sonra yapacağımız çok iş var.

ÇOK İŞ VAR!
 Bu yönteme, Behçet hastalığından sonra Türk bilim adamlarının göz konusundaki en önemli gelişmelerinden biri olarak bakılıyor. Buna yorumunuz ne?
Benim yorumum daha yapılacak çok şey olduğudur. Göz konusunda bu çalışmamın başarısını hem göz uzmanı hem de biyomedikal mühendisliği eğitimimin bana sağladığı geniş bakış açısına borçluyum. Yaptığımız her türlü çalışma sadece bu iki bakış açısı değil, her yönden konuya bakabilmemizi sağlayan geniş bir grup sayesinde elde edildi.
 Bilim adamı olmak isteyen gençlere tavsiyeniz var mı?
Çalışma yapacak gençlere verebileceğim en önemli tavsiye: "Ben kendim hallederim" dememeleri, araştırma konularını değişik bilim dalları ile beraber yapmalarıdır.

YAKIN GÖZLÜKLERİ ATILSIN İSTİYORUM
"Göz konusunda bence en önemli konu, yakın gözlüğünü atmayı sağlayacak bir yöntemin bulunması. Şu an için göz içi lensler ve mevcut lazerler yakın görmeyi tam olarak düzeltecek yapıda değil. Hepsinin kendine göre eksiklikleri var. Bütün enerjimi bu konuda harcayıp yakın gözlüğünü küçük bir işlemle atmayı sağlayacak bir lazer sistemi üretmek isterim."

ÖNLÜĞÜMÜ GİYİNCE BAŞKA BİR RIFAT ORTAYA ÇIKAR
 Hayatınızı doktor ve insan olarak ikiye mi ayırırsınız? Önlüğünüzü çıkardığınızda başka bir insana mı geçiş yaparsınız?
Bence önlük sadece beyaz bir kumaş değil. Önlüğü giydiğim zaman yakın arkadaşlarım benim ikinci bir kişiliğe büründüğümü söylerler. Çünkü önlük giyildiği zaman hataya yer yoktur, verdiğin her türlü karar, yaptığın her türlü müdahale bir insanı etkilemektedir.
 Şu sıralar en sevdiğiniz müzik nedir? Laboratuvarda çalışırken müzik dinler misiniz?
Laboratuvarda müzik dinlemem. Bana göre laboratuvar çalışma ortamıdır. Maksimum konsantrasyon ve kafanın karışmaması gerekir. Araştırma ya da çalışma biter, oradan müzik dinlemeye bir yerlere gidilir.

0.7 KALEM UĞURUM
 Uğurlu önlüğünüz ya da özel bir cihazınız var mı? Uğurlu kalemim var. 0.7 uçlu beyaz bir kalem. Orta okuldan beri bütün sınavlarıma bu kalemle girdim. Araştırmalarımın sonuçlarını bu kalemle yazdım.

KÖR KALACAĞINI KİMSEYE 'PAT' DİYE SÖYLEMEM
 Bir hastaya kör olacağını, söylediğinizde o gününüz nasıl geçer?
Bir hastaya kör olacağını söylemek yerine durumun iyi olmadığını, takip gerektiğini söylemeyi tercih ederim. Hastaya, pat diye kör olacağını açıklamam. Bir hastayı kör edecek durumların yüzde 99'u belli bir süreç gerektirir. Hastanın yaşına, durumuna göre tabii ki doktor da etkilenir; fakat bu gibi durumlarda yardım beklenen kişi olarak doktorun her zaman sağlam durması ve minimum etkilenmesi gerekir.
 Hastanızı körlükten kurtarabildiğinizde kendinize nasıl bir ödül verirsiniz?
Bir hastayı körlükten kurtardığım yani iyileştirdiğim zaman kendimi ödüllendirmiyorum sadece mutlu oluyorum. Bu mutluluk kaç hastayı muayene edersem edeyim benim yorgunluğumu üzerimden alır, o günlerde hep daha çok hasta bakmak isterim.

ASLINDA HER ŞEY İÇİN ZAMAN VAR
 Yeni bilim insanları bizim düşündüğümüzden farklı mı yaşıyor? Tüm zamanlarını laboratuvarda mı geçiriyor? Hayatınızda fedakarlık yaptınız mı?
Bence bunu bilim adamları diye ayırmamak lazım. Tüm insanlar gibi bilim insanlarından bazıları yaşamak için çalışıyor, bazıları ise çalışmak için yaşıyor. Bence önemli olan bu ikisini dengelemek; laboratuvarda çok uzun zaman geçirdikten sonra kendini ödüllendirebilmek, kendini sosyal hayattan uzaklaştırmamaktır. Tabii ki fedakarlık gerekiyor ama hayatta her şey için zaman var! Zamanı iyi değerlendirmek de en az iyi bir deney çıkartmak kadar önemli bence.
 Araştırmanız istediğiniz sonucu vermediğinde, çok çalıştığınız halde başarısız sonuç aldığınızda kendinizi nasıl teselli edersiniz?
İstediğim sonucu vermediyse hata yaptığım yerleri düşünürüm, başka yönlerden bakarım... Araştırmayı yeniden dizayn ederken düşünürüm ve "Kolay olsa herkes yapar" derim.

ŞANSA HİÇ İNANMAM
 Çok çalışan mı hep yeni bir şey bulur? Biraz şansa da ihtiyaç var mı?
Akademik hayatta şansın yeri pek olmaz. Hep çok çalışmak ve hep bir şeyler öğrenmek lazım. Ancak o zaman yeni şeyler düşünüp yeni şeyler bulunabilir. Şans sadece iyi ekibi kurmada, iyi laboratuvar ortamını bulmakta gereklidir. Gerisi sadece çok çalışmakla olur.

ÖDÜL YENİ BİR HEYECAN GİBİ
 Türkiye'nin en başarılı 10 genci arasına girmek nasıl bir duygu? İnsan seviniyor mu, gururlanıyor mu, yoksa çok çalışmak gerektiğinden artık bir şey hissedemez mi oluyor?
Sevindirdi, gururlandırdı ama en önemlisi araştırma yapma hevesimi besledi. Bazen deneyler, araştırmalar çok yorucu ve uzun sürer. O zamanlarda akılınıza güzel bir şeylerin gelmesi gerekir, aynı uzun süreli ilişkilerde olduğu gibi... Sıkılmamanız gerekiyor, arada heyecanlanmanız gerekir ki bu aldığım ödül benim şu aralar çalışmalar sırasında aklıma gelen güzel şeylerden biri. Bu ödül bir süreliğine daha beni mutlu edecek fakat hiç durmadan çok çalışmam lazım.ESRA TÜZÜN/GÜNAYDIN

Facebook'ta paylaş Twitter'ta paylaş
Bu yazı 22 Şubat 2011, 10:02'de eklendi.

YORUMLAR Yorum yapın

  • Bu haber için yapılmış yorum bulunmamaktadır.
    Yorum yapmak için tıklayın.