Şekerin fazlası göze de zarar

Şekerin fazlası göze de zarar

Avrasya Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Vardar ,Avrasya Hospital'dan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kemal Yıldırım, aşırı şeker kullanımının zararları hakkında bilgi verdiler.

Avrasya Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Vardar ,Avrasya Hospital'dan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kemal Yıldırım, aşırı şeker kullanımının zararları hakkında www.doktorsigortasi.com haber sitesine bilgi verdiler.


Görme kaybıyla sonuçlanabilecek pek çok göz hastalığının da başlıca sorumlusu olan diyabet; katarakt, glokom ve en önemlisi diyabetik retina hastalığına sebep olabiliyor. Diyabetli kişilerde görme kaybı gelişme ihtimali normal insanlara göre 25 kat daha fazla

Diyabet, yani şeker hastalığı, sadece kalp damar sağlığını değil, gözleri de olumsuz etkiliyor. 20-65 yaş arası nüfusta oluşan görme kaybının en sık sebeplerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Ayrıca 10 yıldır diyabete maruz kalanlarda göz hasarı gelişme riski yüzde 20 iken 30 yıldır hastalığa maruz kalmış kişilerde bu risk dört katına çıkıyor. Fakat hastalığın teşhis ve tedavisindeki gelişmeler sayesinde, zamanında yapılan girişimlerle görmeyi ciddi şekilde etkileyen hasarlara günümüzde daha düşük oranlarda rastlanıyor. Diyabetin neden olduğu en yaygın göz hastalıklarının başında diyabetik retinopati geliyor. Gözün ışığı algılamasını sağlayan retina isimli sinir tabakasının kan damarlarındaki değişikliklerle ortaya çıkan hastalık, retinanın beyne bozuk şekiller göndermesine neden oluyor. Çocuklukta başlayan Tip 1 diyabette retinopati küçük yaşlarda görülüyor.

YÜKSEK TANSİYON RİSKİ

Avrasya Hospital'dan Göz Hastalıkları Uzmanı Op. Dr. Kemal Yıldırım, diyabet hastalığının süresi ne kadar uzunsa, retinopati gelişme riskinin de o kadar fazla olduğuna dikkat çekiyor. Bu nedenle ister doğuştan (tip 1) diyabet olsun ister yaşlılık diyabeti (tip 2) olsun, şeker hastası olan herkesin göz kontrollerini de ihmal etmemesi gerekiyor. Zayıf diyabet kontrolünün retinopati riskini yükselttiğine değinen Dr. Yıldırım, 'Yüksek tansiyon da risk artıran faktörlerden biri. Ayrıca böbrek hastalığı ve protein kaybı retinopati ile ilişkili bulunmuştur. Tip 2 diyabet olgularında da obezite ve retinopati arasında sıkı bir ilişki var. Retinopati gebelik esnasında da ilerleyebilir, bu nedenle anne adayları diyabet ve tansiyonu kontrol altında tutmalı' diyor.

ANJİYO HER ŞEYİ GÖSTERİYOR

Tanı için öncelikle gözün retina tabakası inceleniyor. Diyabetik retinopati bulguları mevcutsa retina damarlarının muayenesi anjiyografiyle tamamlanıyor. Dr. Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürüyor: Fundus Flourescein Anjiyografisi (FFA) denilen gözdibi anjiyosu son derece kolay bir muayene yöntemi. Göz bebekleri damlalarla genişletilir. Kol damarlarından floresan bir boya maddesi verilerek göziçi damarlarında dolaşım gözlenir ve fotoğrafı çekilir. Böylelikle damarlardaki sızıntılar, kanamalar, beslenemeyen sahalar, yeni damarlar, zar oluşumları ve diğer hasarlar tespit edilir. Bu sayede tedavi edilecek sahalar belirlenmiş olur.

KIRMIZI ETİ FAZLA TÜKETMEYİN-

Avrasya Hospital İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ali Vardar da diyabetin mekanizmasını anlatarak şu bilgileri veriyor: Şeker hastalığı vücudumuzda insülin hormonunun üretilmesi ya da üretilen hormonun etki etmesiyle ilgili problemler nedeniyle ortaya çıkar. En basit teşhis bir damla kan ile yapılabilen açlık kan şekeri ölçümüdür.

İNSÜLİN ETKİSİ

Her zamankinden daha fazla susama ve su içme, acıkma ve yemek yeme, çok sık idrar yapma, gece tuvalet için sık sık uykudan uyanma, ciltte kuruma, halsizlik, yorgunluk, bulanık görme, yaraların geç iyileşmesi gibi belirtilerle kendini belli eder. Tip 1 diyabet, çok genç yaşlarda başlar. Bu tipte, pankreasta üretilen insülin miktarı çok düşüktür veya üretim tamamen durmuştur. Tip 2 diyabet ise, yetişkin yaşlarda başlar. Burada insülin üretiminin eksikliğinden ziyade, üretilen insülinin gerektiği şekilde etki gösterememesi etkendir. Ayrıca yatkınlığı olan kişilerde, gebelikte üretilen bazı hormonlara ve metabolik yükteki artışa bağlı olarak gebelik sırasında ortaya çıkan ve gestasyonel (gebelik) diyabet adı verilen bir çeşidi daha vardır. Bu kişilerin yaklaşık yüzde 40'ında, sonraki 15 yıl içinde Tip 2 diyabet gelişir.

DİYETİN ÖNEMİ

Hastalığın uzun süreli zararlarından korunmada ilk faktör diyettir ve diyabet perhizi tek cümleyle şöyle özetlenebilir: Gereken besinleri, zamanında ve yeterince tüketmek. Tüm taze sebzeler ve işlenmemiş tahıllar diyabetlilerin vazgeçilmez besini olmalıdır. Tip 2 diyabette aşırı kırmızı et tüketilmemelidir. Tıbbi desteğin en önemli basamağı perhiz, egzersiz, ilaç kullanım kuralları ve diyabetlinin kendini izlemesini kapsayan eğitim sürecidir.

Ne sıklıkla muayeneye gitmeli

Tip 1 ve Tip 2 diyabetin görme kaybına yol açan süreçleriyle ilgili bilgi veren Dr. Yıldırım şunları söylüyor: Tip 1 diyabet olgularında; tanı konulduktan sonra üçüncü ve beşinci yılda; sonrasında da yılda bir göz muayenesi ihmal edilmemeli. Çocukluktan beri takip edilen hastalarda ise ergenlikte de göz muayenesi mutlaka yapılmalı.

Tip 2 diyabet olgularında ise tanı konulmasıyla beraber ilk göz muayenesi yapılmalı ve sonrasında yılda bir kontrole gidilmeli. Önceden diyabet saptanmış kadınlar hamile kalırsa her 3 ayda bir ve doğumdan 6 hafta sonra göz muayenesi yaptırmalı. Diyabet hastasında eğer görmeyle ilgili problemler varsa muayene aralıkları daha da sıklaştırılmalıdır.

MİKROCERRAHİ imdada yetişiyor

Göz dibi anjiyosunun diyabetik retina hastalığı başlamamış kişilerde kontrol amacıyla yılda bir kez, retina hastalığı belirtileri başlamış olanlarda ise 6 ayda bir yapılmasını tavsiye eden Opr. Dr. Kemal Yıldırım tedavi seçenekleri konusunda da şu bilgileri veriyor: Hastada göz içi kanama mevcutsa ultrasonografi uygulayarak gözün arka bölümünün durumu incelenir. Retina damarlarında tıkanıklıklar veya yeni damar gelişimi saptanırsa lazer tedavisi uygulanır. Vitrektomi dediğimiz ileri mikrocerrahi yöntemiyle ise göz içine girerek hasar veren dokuları temizleyip hastalara görme yetisi yeniden kazandırılabiliyor.

Ağrısız işlem Lazer

Lazer tedavisinin kesinlikle ağrısız bir işlem olduğuna dikkat çeken Dr. Yıldırım, 'Göze bir muayene merceği takılır. Lazer yapılırken, hastanın tek hissettiği, ışık parlamalarıdır. Diyabette retinaya lazer iki şekilde uygulanır: Sadece lokal bir hasar veya ödem varsa, yalnız o bölgeye lazer uygulaması yapılır. Diyabetik hasar sadece bir sahayla sınırlı değilse, tüm retinaya uygulanır. Bu ikincisinde tedaviyi takiben ödem kaybolsa veya azalsa bile görme artmayabilir. Bunun için ne kadar erken tedavi edilirse, görme o kadar iyi düzeyde kalır. Lazer tedavisine rağmen göz içinde kanama, makula ödeminin devam etmesi gibi sorunlar olursa vitrektomi ameliyatı devreye girer' diye konuşuyor.

 

Facebook'ta paylaş Twitter'ta paylaş
Bu yazı 14 Mart 2010, 08:03'de eklendi.

YORUMLAR Yorum yapın

  • Bu haber için yapılmış yorum bulunmamaktadır.
    Yorum yapmak için tıklayın.