Davacı olan yok

Davacı olan yok

3 Doktor ve hasta yakınları arasındaki şiddet, bir türlü yargıya taşınamıyor. Hastanede şiddete uğrayan doktorlar şikayetçi olmuyor. Çalıştıkları kurumlarda güvenliklerinin yeterli şekilde sağlanmadığından yakınan doktorlar 'Şikayetçi olursak, nelerle karşılaşılabileceğini bilmediğimiz için ürküyoruz' diyor.

ŞİDDETE uğrayan doktorlar arasında şikayetçi olmayanların sayısı oldukça fazla. Kimi doktor, yargıya duyduğu güvensizlikten ve davaların çok uzun sürmesinden dolayı şikayetçi olmuyor. Kimileri de olayı gururuna yediremiyor, hatta aynı olayın tekrar edebileceğini düşünerek ürküyor. Doktorlara yönelik şiddetin en ciddi boyutlu olanı Ankara Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaşanmıştı. Acil Servis'te hastaları vefat eden silahlı bir grup, hastaneye gelerek ameliyathaneyi basmış, sağlık personeli şans eseri canını kurtarmıştı.

30 YILLIK HEKİMİN GURURU

SON olarak Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde 30 yıllık bir çocuk hekiminin de bir hasta yakınının saldırısına uğradığı belirtiliyor. Konuşmak istemeyen doktorun, gururuna yediremediği için şikayetçi olmadığı öne sürülüyor. Alınan bilgiye göre; sözkonusu doktor, çocuğunu tedavi için götürdüğünde beklediği verimi alamadığını öne süren hasta yakını tarafından hastane bahçesinde fiziki şiddete uğradı. Ancak olay yargıya yansımadı. Türk Sağlık Sen İstanbul 2 No'lu Şube Başkanı Alper Alıcı'Doktorlar ürküyor ya da olayı kendilerine yakıştıramıyor. Toplum bilinçsiz. Hiçbir şekilde vatandaş ya da doktor kendisini güvende hissedemiyor' diyor.

SENEDE SADECE 500 BAŞVURU

ÖTE yandan kısa adı HAYAD olan Hasta ve Hasta Yakını Hakları Derneği Başkanı Leyla Ezgi, yılda yaklaşık 500 kişinin kendilerine başvurduğunu ifade ederek şunları söylüyor: 'Bu kişilerin hepsi doktor hatasından dolayı başvurmuyor. Hastane hizmetindeki her tür hizmet aksaklığı da şikayete yol açıyor. Özellikle hastalar Acil Servis'lere ceplerinde paraları olmadığı için kabul edilmediğinde sorun çıkıyor. Yatak sayısı ve yoğun bakımın kapasitesi yeterli olmadığından hasta kabul edilmeyince tatsız olaylar yaşanıyor. Bakanlık vatandaşa 'Hastanelerden hiç kimse geri dönmeyecek' derken, hastanelere de 'Kendi yağınızla kavrulun, giderinizi döner sermayeden karşılayın' diyor. Bu nedenle özel hastaneler de para almadan hizmet vermeme yoluna gidiyor. Hastalarla hekimler karşı karşıya geliyor. Hasta ve hasta yakınları dava açmaktan da kaçınıyor. Davalar, yıllarca sürüyor. Görüşü alınan Yüksek Sağlık Şurası, genellikle hekimden yana tavır sergiliyor. Hastalar mahkemeye başvurmaktan vazgeçmemeli. Çünkü yanlışın nerede olduğu tespit edilebilirse, mahkeme genelde kendi lehlerine sonuçlanıyor.' -BİTTİ-

Toplum bilinçlenmeli

TÜRK Sağlık Sen İstanbul 2 No'lu Şube Başkanı Alper Alıcı 'Güvenlikçilerin hastane çalışanlarına yapılabilecek saldırıda hem karşı koyma gücü yok, hem de yetkisi yok. Saldırgan tarafla yüzyüze geldiklerinde bile yapabilecekleri, karakola gidip ifade vermek oluyor. Çözüm için toplumun topyekün bilinçlenmesi lazım. Hastanelerde iş yükü ağır. Türkiye'de sağlık personeli açığı yok, istihdamda dengesizlik var. Önce kanuni altyapı sağlanmalı, sonra da toplum bilinçlenmeli' diyor.

Hemşire de şiddete maruz kalabiliyor

TÜRK Tabipler Birliği'nin yaptığı bir ankette 'Fiziksel şiddete en çok nerede maruz kalıyorsunuz' sorusuna verilen yanıt, yüzde 32 oranla 'Acil Servis' oldu. Ankete göre, Acil Servis çalışanlarının yüzde 77'sinin sözel şiddete uğruyor. Doktorların yanı sıra hemşireler de saldırıya uğruyor. Nasıl bir tavır aldıklarına yönelik soruya hemşirelerin yüzde 89'u 'İlgilenmeye devam ederim', yüzde 4'ü 'Başkasına bırakırım', yüzde 3'ü de 'Hastaya bakmam' diye cevap verdi.

Bekleme süresi uzayınca sinirler iyice geriliyor

ARAŞTIRMALARA göre, alkol ve madde bağımlılığı şiddet nedenleri arasında ilk sırada geliyor. İkinci neden ise hastanelerde bekleme süresinin uzun oluşu. Sağlık personeline saldıranların yüzde 48.8'i 21 ila 30 yaş arasında. Şiddete maruz kalanların yüzde 25.4'ü psikolojik sorun yaşıyor ve yalnızca yüzde 11.6'sı şikayette bulunuyor. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde görevli bir göz doktoru, doğulu bir ailenin tek oğluna Penisilin uygularken alerji gelişiyor ve çocuk ölüyor. İğneyi yapan asistan, ölümle tehdit ediliyor. Sonra ortadan kayboluyor ve ihtisasını başka bir hastanede sürdürüyor.

Hasta yakınları anlatıyor

Saim Bektaş (Emekli): Hastanede insanların doktor ve personele şiddet uygulamasını desteklemiyorum. Ancak onlara da hak veriyorum. Bir hasta yakınının çaresiz olduğu anda gösterdiği tepki, irade dışı. Ben de hastanede haksızlığa uğrarsam sesimi yükseltiyorum. Numara sistemi olmasına rağmen, biz sırada beklerken simsarların para aldığı hastalar bizim sıramızın önüne geçiyor. Bu tür durumlarda ben de sert tepki veriyorum.

Temel Haliloğlu(Sendikacı): Hastanelerde doktorlara şiddet uygulayanlar, aslında bilinçsiz davranıyor. Her hastanede hasta haklarının belirtildiği tabelalar var. Tabelalarda yazan bilgilere göre, eğer hastalarına gereken ilgi gösterilmiyorsa şiddet uygulamaktansa gerekli birimlere şikayette bulunmaları daha doğru olur. Şiddet, hiçbir zaman çözüm olamaz.

Alp Arslan(İmalatçı): Ben iki gün önce aniden rahatsızlanan bir arkadaşımı Acil Servis'e götürdüm. Sorun daha en başta başladı. Çünkü durumu acil olmasına rağmen hastayı tramvayla getirmek zorunda kaldık. Ambulans gelmedi. Burada doktorların suçu yok. Burada kişisellikten çok sistemle ilgili sorun var. Önce sistemi düzeltmek lazım. İnsanlar acil durumlarda hastanelere gelirken zaten zor şekilde ulaşıyor. Bir de üstüne hastasıyla ilgilenilmeyince sinir katsayısı daha da artıyor. Bu da normal karşılanmalı

Facebook'ta paylaş Twitter'ta paylaş
Bu yazı 21 Eylül 2009, 01:09'de eklendi.

YORUMLAR Yorum yapın

  • Bu haber için yapılmış yorum bulunmamaktadır.
    Yorum yapmak için tıklayın.