Kadın erkek rolleri ve ilişkiler -› Doktor Sigortası

Kadın erkek rolleri ve ilişkiler

Kadın erkek rolleri ve ilişkiler

Çiftler genellikle ilişkilerinin sıradanlaştığından şikayet eder. Evliliklerin neden rutine girdiğini Hedef Psikolojik Danışmanlık ve Eğitim Merkezi'nden Uzman Psikolog Nurten Yıldırım Sancak anlattı.

Sözlük ilişkiyi; iki şey arasında oluşan ilgi, bağ, münasebet, temas bağlantı olarak açıklar. Kadın ve erkek ilişkilerini ''cinsel ilişki'' olarak tanımlar ve sınırlandırırsak, yaşadığımız ilişkiyi basite indirgeyerek anlamını yitirmesine neden oluruz. Bizler, kadın-erkek ilişkisini kategorize ederek bir kalıba sokuyoruz. Sonrasında bir rol olarak algılanıyor ve benimsiyoruz. Örneğin; evlilik, flört gibi. Bu tanımlar nedeniyle beklenti ve çözümlerimizi bu algı ve roller üzerinden gerçekleştiriyoruz.

Peki bu algı ve roller üzerinden ilişkiyi yaşamak, ilişkinin kendisi için nasıl bir bedel çıkarıyor?

Bir süre sonra ilişkide sorun başlayabiliyor. Çünkü ilişki yukarıda sıraladığım rollerden birisi değildir. Bunlar, insanın kendisinin uydurduğu bir sınıflandırmadır. Biz bu kavramlara ve bu kavramların bize dayattığı rollere göre bir ilişki yaşadığımızda, beklentilerimiz bir anlamda karşılanır. Diğer taraftan, 'Biz bir ilişkiden ne bekliyoruz?' sorusuna kafa yormadığımız için sadece üstlendiğimiz o role uygun davranıyoruz.

Mutlu oluyor muyuz?

Genellikle hayır. Kişiler bir süre sonra evliliğin rutinine ve belirlenmiş kalıplara göre davranıp yaşamaya başlıyor. Ya da partneriniz ile olan ilişkinizde sizi mutsuz eden şeyin ismini koyamıyorsunuz. Bu durumu başlayan ilişkinin rutine oturmasına ya da sahiplenme duygusunun getirdiği rehavet ile açıklayabilir miyiz? Bir anlamda evet. Bu süreç içinde ilişkiye emek ve yatırımın azalmasından bahsetmek de mümkün. Bu her zaman bilinçli yapılan bir şey değildir. Bu bahsettiğimiz rollerin etkisi önemlidir. Dolayısıyla, bir ilişki yaşamanın en önemli unsuru yaşanılan şeyin kişide bir farkındalık yaratmasıdır. Yoksa etiketler konularak yaratılan "ilişkiler'' mutluluk değil, mutsuzluk kaynağı olacaktır. Diğer yandan modern çağ insanın kadın-erkek ilişkisinde yüksek mutluluk beklentisi de oldukça önemli. Özellikle evliliklerde.

İLİŞKİYİ ZEDELEYEN NEDENLER

- İletişim eksikliği

- Uzlaşmada güçlükler

- Cinsellikle ilgili sorunlar

- İlgi eksikliği

- Maddi sorunlar

- Fikir ayrılıkları

- Çocuklar ile ilgili fikir ayrılıkları

- Şiddet

- Alkolizm

- Aldatma (güven duygusunun zedelenmesi)

EVLİLİĞİ KURTARAN ALTIN KURALLAR

- Sevgi, saygı gösterin

- Güven sarsıcı şeylerden kaçının ve iletişime önem verin

- Açık olun

- Yargılayıcı ve suçlayıcı olmayın

- Güzel sözler söyleyin (egosunu okşayın)

- Cinsel hayat önemli

- İlgi ve destek verin, takdir edin, onaylayın

GENEL KRİTERLER HAYALLERDE KALIYOR

Kadın-erkek bir ömür boyu mutluluk hayali ile evleniyor. Bu hayali gerçekleştirmenin yolu ise karşılıklı olarak iletişime açık olmak, saygı, güven, değer vermek, empati yapabilmek ve iyi bir cinsel hayatın olmasıdır. Günümüz dünyası ilişki/evliliklerinde farkındalığın az, beklentilerin yüksek, duygusal temasın olmadığı, değer olarak; para, statü, fiziksel görünümün ön planda olduğu birtakım kriterlerden söz ediliyor. Bu kriterlerden birisinde bir aksaklık olduğu zaman ayrılık sinyalleri başlıyor. Bencillik, empati yoksunluğu yani ''ben'' ön plana çıkıyor. Bu durum ilişkilerde yüzeysellik ve deformasyona da yol açabiliyor. Dolayısıyla kadın/erkek için bu süreçte fedakarlık yapma, empati, değer verme, sevgi, saygı gibi kavramlar da artık çok da anlamlı gelmiyor.

 

SORUNLARI BİRBİRİNİZDE ARAYIN

Yeni ilişkiler konusunda tükenmişlik yaşamasına neden olur. Bütün bu olumsuzluklarla beraber partnerimiz önceki ilişkilerinde ne tür sorunlar yaşandı ve yaşadığı ilişkiyi nasıl bitirdiyse, bunlar bize partnerimizin ilişkiye bakış açısını ve ilişkiyi yaşayış biçimi hakkında kesin olmasa da, az veya çok bir bilgi verecektir. Sevmeyi değer vermeyi biliyor mu? Yoksa sadece narsist (aşırı ilgi istemek, beğenilmek, hep onaylanmak, pohpohlanmak vb.) tarafını tatmin etmek için mi ilişki yaşıyor? Ve ya sadece bir ilişki mi yaşamak istiyor? Ya da aşık mı? Bu soruların cevabı önceki ilişkisinde veya ilişkilerinde aranabilir. Tabii kendi yaşadığımız ilişki asıl belirleyici olandır. Ama ilişki yaşamak uzun bir süreçtir. Kesin olmamakla birlikte, partnerimizin yaşadığı geçmiş ilişkileri bize onu tanıma ve güvenme konusunda önemli ipuçları verebilir.

ZORLAMA YÜKÜ ARTIRIYOR

Kadın ya da erkek, ilişkideki belirsizliği aşmak için partnerini zorladığında, ilişkinin yükünü de omuzlarına alır. Fakat karşılıklı olarak gayret gösterildiğinde sorunların çözümlenmesi daha kolay olur ve kadın/erkek kendini daha güvende hisseder. Bizler ilişkileri kendimizi değerli hissetmek, sevilmek, sadece biz olduğumuz için birileri tarafından seviliyor olmak, yalnız kalmamak, yalnızlığımızı paylaşmak için kurarız. Partnerimizin bizi yargılamadan, korkularımızı anladığı ve bunu zayıflık olarak görmediği, yargılanma eleştirilme korkusu yaşamadan ruhumuzu ona açabildiğimiz, aynı mekanı paylaştığımız gibi duygularımızı da paylaştığımız kişi olmalıdır. Fakat çoğu ilişkide bu saydıklarım yaşanmaz, hatta ihtiyaç da duyulmaz. Çünkü bir ilişkiyi niçin yaşadığımızı, o ilişkiye neden ihtiyaç duyduğumuzu bilmeyiz. Bu sorulara pek de kafa yormayız. Mutluluk veren ilişki biçimi karşılıklı paylaşım üzerine kurulu olan, duygusal alışverişin olduğu bir ilişkidir. Duygular bir kenara bırakıldığında, onun bir ilişki olduğunu söylemek zordur. Olsa olsa zorunlu bir birlikteliktir. Böyle bir ilişki biçimi ise bireyi mutlu etmeye yetmez. Kişi yaşadığı ilişkide karşısındakini anlamaya çalışmıyorsa, o ilişkiye duygusal yatırım yapmıyorsa, daha önce kaç ilişki yaşadıysa yaşasın hiçbir zaman yaşadığı o ilişkilerden ders almayacaktır. Yaşayacağı yeni ilişkiler de bir öncekinden farklı olmayacaktır. Her yeni ilişki sanılanın aksine kişiye tecrübe ve olgunluk vermez, tersine kişin duygularını aşındırır, kişiyi hissizleştirerek duygusal küntlük oluşturur.  Kısaca bizim ilişkiye bakış açımız o ilişkiyi belirler. Yani tutku ilişkisi mi? İhtiyaç ilişkisi mi? Bir sevgi ilişkisi mi? Dolayısıyla, bu tür tekrar eden olumsuz duygusal deneyimler çok yıpratıcıdır.

Facebook'ta paylaş Twitter'ta paylaş
Bu yazı 21 Mayıs 2014, 17:20'de eklendi.

YORUMLAR Yorum yapın

  • Bu haber için yapılmış yorum bulunmamaktadır.
    Yorum yapmak için tıklayın.